Değerli arkadaşlar bildiğiniz üzere veya en
azından gündemi az çok takip edenler bilirler. Maalesef bazı yazar ve aydınlar
susturulmaya, kendine benzetmeye, kendini eleştirmemesini sağlamak için bazı
gruplar ve grup başkanı tarafından açıktan isimler verilerek uyarılmakta, hatta
tehdit edilmekte. Ben bunu yazarken kimse Ergenekon operasyonu kapsamında
tutuklanan yazarları kastettiğimi düşünmesin. O ayrı mesele. Burada kastettiğim
Şivan PERVER, Kemal Burkay gibi yazar ve sanatçıların tehdit edilme meselesini
kastediyorum.
Maalesef söz konusu yazar ve sanatçıları
uyaranlar ve tehdit edenler demokrasiyi, fikir özgürlüğü, her yerde ve zeminde
özgürlüğü savunan kişiler ve gruplar. Tabii bu grubun böyle bir şeye
kalkışmaları yani kendisi gibi olmayanları hizaya getirme, terbiye etme! Gibi
hareketlerde bulunmaları yeni bir şey değil ve bu durumda bizim onların
özgürlük söylemlerinden şüphe etmemize sebep oluyor. İnsanın aklına şunu
getiriyor; acaba bunlar gerçekten demokrasiyi, fikir özgürlüğünü savunurken ne
kadar samimiler. Bunlar acaba sadece ‘kendileri’ için mi özgürlük diyorlar eğer
gerçekten herkes için özgürlük diyorlarsa neden bugünlerde bazı yazar, sanatçı
ve işadamlarını tehdit ediyorlar?
Önemli olan bir insanın kendi savunduğu
davasını/ideolojisini/dinini/mezhebini anlatırken veya savunurken kendisi gibi
olmayanların değerlerine saldırmakla değil, onlara hakaret etmekle değil, kendi
davasını kimseye hakaret etmeden anlatabilmesidir. Yani davasını, cemaatini
savunurken ve anlatırken başka cemaate sövmekle değil, kendi davanı kendi
hakikatlerinle/doğrularınla anlatabilmektir. Kendi gerçeklerinle,
inandıklarınla anlatabilmektir. Neden başkasına hakaret ediyorsun ki veya
tehdit ediyorsun ki? Bu tehditlerin ve hakaretlerin acaba kendi davana, bilgine
güvenmediğinin göstergesi olabilir mi? evet, aciz insanlar başka fikirler
karşısında kendi savunduklarını fikirle savunamayınca şiddete başvururlar.
Unutmayalım şiddete başvuranlar fikri olarak savunacak, söyleyecek bir şeyleri
kalmadığındandır. Ve aciz insan profilidir.
Kısacası şu; kendi doğrunu anlatman için
başkasına hakaret etmeden, tehdit etmeden de bunu yapabilirsin. Ve insanlar o
zaman sana inanırlar.
Evet, gerçekten demokrasi
iddiasında isek ve bunu her yerde dile getiriyorsak samimi olmak lazım. Ve bu
konuda kamuoyunu tatmin etmek lazım. Kamuoyuna bu güveni vermek lazım.Şu an
dile getirilen tehditler v.s hareketler sizin samimiyetinize gölge düşürüyor
bunu böyle bilesiniz. Ve kimse kimseden korkmuyor artık. Eskisi gibi değil,
halk eskisine oranla uyandı. Onlar herkesten daha ‘’uyanık denetleyici’’dirler.
Halk bile kendi arasında maalesef yöneticilerinden çok daha ileri demokrasiye
sahip ve hoşgörülü. Bakın Mardin’de kilise ile camii yan yana değil mi, Hatay’da
aynı durum söz konusu değil mi, buralarda Hıristiyan, Süryani yaşamıyor mu,
bugüne kadar kim bir Müslümanın bir gayri müslüm’e saldırdığını duydu veya
okudu? Hamd olsun halkımız bu konuda çok iyi durumda. Ama maalesef yöneticileri
veya liderleri öyle değiller. Evet, keşke yöneticilerimiz veya iddia ettikleri
liderler halk kadar özgürlükçü ve demokrat olabilselerdi…
Bayram Gazioğlu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
yorumlarınız bizim için önemlidir...