23 Haziran 2012 Cumartesi

FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ



                                                         ÖTEKİ'NE SAYGI
    Değerli arkadaşlar bildiğiniz üzere veya en azından gündemi az çok takip edenler bilirler. Maalesef bazı yazar ve aydınlar susturulmaya, kendine benzetmeye, kendini eleştirmemesini sağlamak için bazı gruplar ve grup başkanı tarafından açıktan isimler verilerek uyarılmakta, hatta tehdit edilmekte. Ben bunu yazarken kimse Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan yazarları kastettiğimi düşünmesin. O ayrı mesele. Burada kastettiğim Şivan PERVER, Kemal Burkay gibi yazar ve sanatçıların tehdit edilme meselesini kastediyorum.
    
  Maalesef söz konusu yazar ve sanatçıları uyaranlar ve tehdit edenler demokrasiyi, fikir özgürlüğü, her yerde ve zeminde özgürlüğü savunan kişiler ve gruplar. Tabii bu grubun böyle bir şeye kalkışmaları yani kendisi gibi olmayanları hizaya getirme, terbiye etme! Gibi hareketlerde bulunmaları yeni bir şey değil ve bu durumda bizim onların özgürlük söylemlerinden şüphe etmemize sebep oluyor. İnsanın aklına şunu getiriyor; acaba bunlar gerçekten demokrasiyi, fikir özgürlüğünü savunurken ne kadar samimiler. Bunlar acaba sadece ‘kendileri’ için mi özgürlük diyorlar eğer gerçekten herkes için özgürlük diyorlarsa neden bugünlerde bazı yazar, sanatçı ve işadamlarını tehdit ediyorlar?
       
     Önemli olan bir insanın kendi savunduğu davasını/ideolojisini/dinini/mezhebini anlatırken veya savunurken kendisi gibi olmayanların değerlerine saldırmakla değil, onlara hakaret etmekle değil, kendi davasını kimseye hakaret etmeden anlatabilmesidir. Yani davasını, cemaatini savunurken ve anlatırken başka cemaate sövmekle değil, kendi davanı kendi hakikatlerinle/doğrularınla anlatabilmektir. Kendi gerçeklerinle, inandıklarınla anlatabilmektir. Neden başkasına hakaret ediyorsun ki veya tehdit ediyorsun ki? Bu tehditlerin ve hakaretlerin acaba kendi davana, bilgine güvenmediğinin göstergesi olabilir mi? evet, aciz insanlar başka fikirler karşısında kendi savunduklarını fikirle savunamayınca şiddete başvururlar. Unutmayalım şiddete başvuranlar fikri olarak savunacak, söyleyecek bir şeyleri kalmadığındandır. Ve aciz insan profilidir.

    Kısacası şu; kendi doğrunu anlatman için başkasına hakaret etmeden, tehdit etmeden de bunu yapabilirsin. Ve insanlar o zaman sana inanırlar.
Evet, gerçekten demokrasi iddiasında isek ve bunu her yerde dile getiriyorsak samimi olmak lazım. Ve bu konuda kamuoyunu tatmin etmek lazım. Kamuoyuna bu güveni vermek lazım.Şu an dile getirilen tehditler v.s hareketler sizin samimiyetinize gölge düşürüyor bunu böyle bilesiniz. Ve kimse kimseden korkmuyor artık. Eskisi gibi değil, halk eskisine oranla uyandı. Onlar herkesten daha ‘’uyanık denetleyici’’dirler. Halk bile kendi arasında maalesef yöneticilerinden çok daha ileri demokrasiye sahip ve hoşgörülü. Bakın Mardin’de kilise ile camii yan yana değil mi, Hatay’da aynı durum söz konusu değil mi, buralarda Hıristiyan, Süryani yaşamıyor mu, bugüne kadar kim bir Müslümanın bir gayri müslüm’e saldırdığını duydu veya okudu? Hamd olsun halkımız bu konuda çok iyi durumda. Ama maalesef yöneticileri veya liderleri öyle değiller. Evet, keşke yöneticilerimiz veya iddia ettikleri liderler halk kadar özgürlükçü ve demokrat olabilselerdi…
      Unutmayalım özgürlükçü tutum bir bütündür.


Bayram Gazioğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorumlarınız bizim için önemlidir...